16 Ocak 2015 Cuma

Çınlayan Sedir 4 -Birlikte Yaratılış


Yaratmak tüm Evren'de sadece Tanrı'ya ve onun çocuğu olan insana özgüdür.

Tanrı düş enerjisine sahipti. Her şeyi kendisinde topladı, dengeleyip uzlaştırdı ve yaratmaya başladı.

"Söylesene mesela sen hiçbirilerinin bakışıyla ısındığını hissetmedin mi, ya da birilerinin bakışıyla rahatsız olmadın mı?

Yaradan tüm canlıları o sıcak bakışa arzu duyacak şekilde yaratmıştır.

Tanrı oğlunun, eserinin, yani insanın kendisiniden daha güçlü olmasını istiyordu, öyle mi?

Hastalıklar ağrılar insan doğasına aykırıdır, yaşamda yanlış yolu seçmekten kaynaklanırlar. 

Sana bilgeliğin sırlarını açıklayacağım. İşte ilki: Tüm insanlar görkemli bir bahçede yaşamalıdır. 

Yeryüzünde yaşayan her insan kendi aile ağacını yetiştirmelidir. Yetiştirdiği ağaç, insan göçtüktensonra torunlarına güzel bir anı olarakkalır. Torunlarının ciğerlerine çektiği havayı temizler.


Çınlayan Sedir 3 - Sevgi Evreni


























"Dünyada her şey görelidir."

Bugünün gerçekliği dünkü düşüncelerin ürünüdür.

Yeterince içten bir sevginin karşısında ölüm bile geriler. İnsanın ölümsüzlüğü sevgide ve ona duyulan sevgiyi canlandırma ateşleme yeteneğindedir.

Ruhun akordu ve saflığıyla evrendeki sesleri alır ya da reddederiz.
Aydınlık güçler, insanların herhangi bir zamanda ürettiği aydınlık düşüncelerdir. Bütün evren onlarla doludur.
Cevap size gelmiyorsa, düşünceleriniz yeterince saf değil demektir.
Bilim  önce tüm insanları hedef almaz pek. Belli gruplar, önce kendi şahsi çıkarlarına genellikle de bencil isteklerine ulaşmak için bilimi kullanır. Çoğunluk da ancak bu grupların işine geldiğinde ulaşabilir bilime.

Her insan çevresinde bir Sevgi Evreni yaratmalı ve onu çocuklarına armağan etmelidir. Bir Sevgi Evreni hazırlamadan çocuk doğurmak olmaz. Her insan çevresinde ufak bir sevgi evreni oluşturmalı. Herkes bunu kavrayıp, kendi sevgi evrenini yaratırsa dünya ancak o zaman evrendeki en parlak sevgi noktası olur. İnsanın görevi ve onun istediği de budur. Çünkü ancak insan yaratabilir bu evreni.

Saldırganlık bencillik korku ve sonradan edinilmiş diğer tüm karanlık duygulardan arınmış olan insandansevgi ışığı yayılır. Gözle görülmez ama güneş ışığından daha güçlüdür. Hayat veren  bir enerjidir. Yaratanın düzenlemesine göre bu muazzam yetenek yalnızca insana verilmiştir. Yalnızca insana! Tek başına tüm canlıları ısıtabilir insan. Bu yüzden tüm canlıları kendine çeker.
İsa sadece İsa'yı doğurabileceğine inanan bir anneden doğabilirdi.
İşte ebeveynler, çocuklarına böyle davranırlarsa çocuğu için aydınlık ve mutluluk dolu bir dünya kurabilir.

Kalp ve ruh açık değilse kelimeler neredeyse hiç fark edilmeden rüzgarda dağılır gider.
Yeni filizler herkes tarafından hemen görülmez. Filizler ruhta gelişir daha ziyade.


Kendilerini istemeden de olsa mutfak işlerine adayan kadınlara farklı mutluluklar da olduğunu göstermeliyim. Sevgi ışığ çocuklarından ayrı düşmüş genç anneler üzerinde parıldamalı. Ve çocuklar! Anlıyor musun çocuklar! Çocukların ruhları teorilerin zorbalığından kurtarılmalı!

İnsan her şeyi kendisi için yaratır. Bazı evrensel süreçlerin hızlandığı bir zamanın başladığını iddia etti.

Duyduğumuz sesin iyi olup olmadığını neyin yardımıyla anlarız? İçinde kelimelerden fazlasını duyduğunda anlarsın. Ruhunda ansızın bir heyecan hissi belirince sevinç gözyaşları dökmeye başlayınca anlarsın. Bir sıcaklık, bir koku yayılır ve içinde birden sesler doğuverir. İçinde bir yenilenme ihtiyacı dürtüsü hissettiğinde saflığa karşı bir açlık duyduğunda ışığın düşüncelerini duyduğuna emin olabilirsin.
Bilgi soğuk bir emir, bir işaret olarak geliyorsa, hatta iyilikten bilgelikten söz ediyor, hadi diyelim ki, basbayağı bilge de görünüyorsa ve kaynak da kendisini yüce, kudretli olarak tanıtıyorsa şundan emin olabilirsin.
O iyiliğin arkasında iyilik falan yoktur, sadece beden verilmemiş bir varlık, seni ikna edip kendi çıkarına kullanmaya çalışıyordur.
Dünyada yöneticiler istedikleri kadar devasa tapınaklar yapsın, sonuçta torunları onları sadece bıraktıkları kirlilikle anacaktır.
Ey insanlar, yalvarırım Yaratan'ın en büyük eserine zarar veren bütün meslekleri değiştirin.
Dünyaya zarar verdikçe üzerinde yaşayan hiç kimsenin mutlu olamayacağını bir an evvel idrak edin artık.


15 Ocak 2015 Perşembe

Rusya'nın çınlayan sedirleri

"İnsan yaratanın çocuğudur. Ve her ebeveyn gibi O da, kendisi için istediğinden daha azını çocuğu için isteyemez. Çocuğuna her şeyi verdi zaten. En önemlisi seçme özgürlüğünü verdi."

İnsanın ürettiği hiçbir düşünce kaybolup gitmez.
Yine insan ya da Yaratan tarafından üretilmiş her düşünceyi kullanabilir.

Anastaya,  geleceği görmez sadeci onu tasarlama ve gerçeğe dönüştürme becerisi vardır sadece.

Deniz, dünyevi kibrin düşlerinden uyandırıyor insanı ve pekçok düşünce hiç çaba harcamadan, kendiliğinden doğuyor insanın içinde.

Hiçbir şey insana memletinden, ailesinin yarattığı Sevgi Evreni'nden daha fazla güç veremez.

Fakat bitkilerin diğerlerinden daha az önemli olmayan bir özelliği vardır. Kendileriyle doğrudan ilişki kuran belli bir insana,bir Gerçek Sevgi Evreniyaratmaları.Onsuz insan hayatının devam edemeyeceği türden.
Eğer bitkilerin pekçoğu bir araya gelirse insanlığa benzersiz bir Sevgi Evreni yaratır. Farklı çeşitler bir aradaysave insan onlarla iletişim kurup sevgiyle yaklaşırsa tabii. Hepsi birlikte insana paha biçilemez, ruhu yücelten ve bedeni iyileştiren bir Sevgi Evreni yaratır.

Ağaçlar meyve verir. Ama bir de Sevgi Evreni yaratır.

Dışarıdan alınmış her dogma, insanın içinde bilinç yaratmaz. Hatta İnsan-Yaratıcı olma fırsatını engeller.

İnsan aracılğıyla önemli bir şey yaratıldığında daima iki zıtlık oluşur. İnsanın da birini seçme özgürlüğü vardır. Hangisini seçeceğiyse çoğunlukla onun saflığına ve bilincine bağlıdır.

Tanrı iyidir,  ceza falan vermez.

Pekçok insan sabah belli bir saatte uyansa iyi olurdu. Örneğin saat altıda olabilir. Kalkınca da iyi bir şey düşünmeliler, ne düşünecekleri önemli değil.
Ne kadar çok insan katılırsa, cevap o kadar çabuk ortaya çıkar.
Aydınlık düşüncelerin eşzamanlı olması yeteneği kat be kat artıracaktır.
Aydınlık Güçlerin Boyutu aracılığıylla birbirimizin duygularını hissetmeyi, anlamayı ve birbirimize yardım etmeyi öğreneceğiz.

"dünya büyük de olsa çok ama çok hassastır. Sen de bir sivrisineğe kıyasla kocamansın ama üzerine konduğunda dokunuşunu hissedersin. Dünya da her şeyi hisseder işte. Üzerine asfalt döşediklerinde, ağaçları kesip yaktıklarında bağrına delikler açıp suni gübre dedikleri tozu döktüklerinde hepsini tüm acıyı hisseder."

"hiçbir şey insanın toprakla bağını koparamaz."

"en yüksek bilince ilk olarak ulaşan hep bireydir, çoğunluksa bir süre sonra ulaşır."

Bunlar sert sarsıntıları önleyen amortisörler gibidir. Amortisörler çalışmadığında devrim olur.

Bundan sonra yüreğinizin ve ruhunuzun emrettiğini yapın.

Düşünce ve kelime, Yüce Yaratıcının başlıca araçlarıdır. Ve bu araç tüm canlılar arasında sadece insana verilmiştir.

Ruhla kelime arasındaki bağ koptuğunda ruh bomboşken imgeler de solgunken, kelimeler bir ses karmaşası gibi boş olur. Hiçbir şey ifade etmez.

Bir ortaklıkta başarının yarısı karşılıklı anlayışa ve kendi yeteneklerine olduğu kadar başkasınınkilere de güvenmeye bağlıdır. İnsanın etrafındakilere güvenmesi her türlü yeteneği artırır.

Kendilerini çok dindar sayan insanların içinde kendilerini de korkutan bir karanlık yön var ve bu yüzden, sürekli insanları ne kadar dindar olduklarına ikna etmeye çalışıyorlar. Muhtemelen diğer insanların onların içindeki karanlık yönü keşfetmesinden korkuyorlar.

4 Kasım 2014 Salı

Anastasya (Çınlayan Sedir)


Kitap, Rus tayga ormanlarında yetişen çınlayan sedir ağacından bahsediyor. 
Şurada anlatmıştım, çınlayan sedir ağacını…
Kısaca çınlayan sedir ağacı çok bilge bir ağaç.
Bütün hayatı boyunca evrenden bilgi ve enerji topluyor
ölmeye yakın çınlamaya başlıyor.
Gelin beni kesin ve bilgiyi paylaşın diye… 

Mesela şu kolyeler de çınlayan sedir ağacından…
Düzenli taktığınızda (çınlama bilgeliğinden dolayı) tümüs bölgesini dengede tutuyor. 

Kitabın kahramanı Anastasya, 
ormanda yaşayan, Şaman kültürüyle doğaya kulak veren genç bir kadın.
Doğanın bilgeliğini yolu oraya düşen kitabın yazarı olan genç adama anlatıyor kitap boyunca.

Tohumların bilgeliğini anlatıyor mesela.
Tohumların özünde bütün evrenin bilgeliğine sahip olduklarını söylüyor.
Tohum ekenlerin, dikim yapmadan önce avuçlarına tohumları almalarını
kuvvetlice üflemelerini söylüyor. Böylece tohum,  o kişinin bütün sağlık bilgisini nefes ve tükürükle alıyor. Ve topraktan, doğadan o kişiye şifa olacak bilgiyi de bünyesine toplayarak 
meyvesini sahibini iyileştirecek meyve haline geliyor.

Tabii bu doğayla uyum içinde, doğayı dinleyerek yaşanıyor.

Sonra eğitimden bahsediyor, sorguluyor.
"Onca yandaşı olan, en azından insanların çoğunun inandığı dinleri, türlü öğretileri kuran tüm o büyük düşünürlerin istisnasız hepsi, öğretilerini kurmazdan evvel neden ille ve özellikle bir ormanda inzivaya çekilir, kendilerini tecrit eder? Dikkat edin, dünyanın en büyük akademisinde değil, basbayağı ormanda inzivaya çekiliyorlar! " 

Yani asıl özgün bilgi, öz'den geliyor :)

"Teknolojik dünyanın insanları, doğada bulunmayan bir şeyi keşfetmiş değil henüz. Hatta tamamen yapay görünen sistemler bile doğadakilerin zavallı birer kopyasıdır." diyor.


"Tanrı sediri, kozmik enerjiyi biriktirsin diye yarattı…"

"Habis duyguların altındaki insan, karanlık ışınlar yayar. Karanlık ışınlar yükselemez ve Dünyanın derinliklerine gömülür. Yeryüzüne tekrar yansımaları volkanik patlamalar, depremler, savaşlar şeklinde olur."

"Enerjiyi biriktiren sedirler, nadiren de olsa kimi zaman bu enerjiyi geri vermez. Böyle sedirler beş yüz yaşına geldiklerinde çınlamaya başlar. Ağaç bu pes tonlu çınlamalarla konuşur, kendisini kessin, biriktirdiği enerjiyi dünyanın hayrına kullansın diye insanlara işaret verir. Sedirin çınlaması bu manaya gelir işte.3 yıl boyunca çınlar. Üç yıl boyunca insanlarla iletişim kuramazsa evrenden alıp biriktirdiklerini insana doğrudan verme imkanını kaybeder." 

"insanı dünyada yaşayan diğer tüm canlılardan ayıran tek şeyin araç gereç yapma kabiliyeti olduğunu mu sanıyorsun Vladimir?"

"Ben ceketle dolaşırken sen neden üşümüyorsun?""
"Çünkü elbiselere sarınıp soğuktan da sıcaktan da korunan insanın vücudu zamanla çevresindeki doğa koşullarına adapte olma becerisini yitirir. Benim vücudum bu becerisini yitirmediğinden elbiseye ihtiyaç duymuyorum."

"burada tek başına yaşamak sıkıcı değil mi Anastasya? Televizyonsuz, telefonsuz, yapayalnız? 
Televizyon dediğin nedir ki? Kimi resim ve konuları, neredeyse yoz bir hayal gücü yardımıyla insana sunan bir aygıt. Ben, kendi hayal gücüm yardımıyla dilediğim her konuyu, her resmi, en fantastik bağlamda kurabilir, üstelik kendimi de bunlara dahil ederek konuyu etkiliyebilirim. 
Peki Telefon? 
İnsan diğerleriyle telefon olmadan da konuşabilir. Bunun için gerekenler irade gücü, iki tarafın da isteği ve gelişmiş bir hayal gücüdür yalnızca.

"Tanrı insanı kendisinin bir sureti ve benzeri olarak yarattı. İnsana özgürlüklüklerin en büyüğü verildi. Karanlıkla aydınlık arasında özgürce seçim yapmak. İnsana ruh verildi. Görülen her şey insanın kontrolündedir, hatta Tanrı'ya karşı bile özgürdür. Onu ya sever, ya sevmez. İradesinden başka hiçkimse ya da hiçbir insanı yönetemez. Tanrı insandan, sevgisine sevgiyle karşılık vermesini ister ama yalnızca özgür, mükemmel insanın sevgisidir istediği, yani tıpkı kendisi gibi olanınki."

"Tüm insanlar aynı anda ikinci güneşi isterse o anda beliriverir." 

"Duaların da belli harf kombinasyonlarından oluştuğunu zaten biliyorsunuz.Bu kombinasyonlar da aydınlanmış insanlar tarafından Tanrı'nın da yardımıyla oluşturulmuştur.

İnsanın içinde aydınlık duygular belirdiğinde muhakkak vücudun tüm organlarına da hayırlı bir etki yaparlar.

" Toplulukların başında bulunan insanların, insanlara davranış şekilleri, onları yapmaya zorladıkları şeyler, nüfuzlarını kullanarak yarattıkları hava, çevrelerindeki insanların iyi ya da kötü hissetmesine neden olur. Çoğu iyi hissederse, herbirinden aydınlık ışınlar çıkar ve kolektif bir aydınlık oluşur. Ama kötü hissedince, karanlık olur."

Başlangıçta SÖZ vardı. Söz Tanrı'yla birlikteydi ve Söz Tanrı'ydı.

16 Eylül 2014 Salı

Deli duman


Gezi dönemini anlatmak için ilginç bir yol diye düşündüm ilk sayfalarda.
Ama sonrası ve final biraz zayıf geldi açıkçası.
Kitabın en hoşuma giden yanlarından biri siyasi partilere verilmiş isimler:
"Ya Kime Vereceksiniz Mecbur Bize Partisi" gibi :))

Kitabın kahramanının kız kardeşi, yetenek yarışmasına katılıp
Micheal Jackson taklidi yapmayı planlarken,
Gezi patlak verir.

O da tomaların önünde dans ederek ilgi çekmeyi hesaplar; )



7 Ağustos 2014 Perşembe

YAZ



"Biliyorum… Bütün bir dünyanın bir oyun ve oyalanma olduğunu…"

Belki de hayatta öğrendiği ilk şey kaybetmek olan çocuklar için hayal kurmak, hayata tutunmanın ve bir günü sürdürebilmenin tek yoludur.

Böylece o akşam, bir trene binip uzaklara, başka bir ülkeye başka bir zamana gidemeyeceğimi anladım.
Bunu yapabilmemin tek yolu vardı ve ben onu yapmaya karar verdim, yazmak.

Sanırım insan bir şeye inanmak isterse ne olursa olsun, kaç yaşına gelirse gelsin fark etmiyor, inanıyor.

İnsan kitaplarla, hayallerle kendi odasında dünyada başına gelecek her şeyden uzak ve huzurludur.

Yalnızca birkaç semt öteye gitmek bile bunca zaman alırken birbirinden böylesine uzak iki dünya arasındaki geçişin saniyelere bağlı olması ne garip!

Sanki içimizdeki bir şey çıkıp gidiyor ve artık konuşamayıp hareket edemediğimiz için küçük bir törenle insanların olmadığı başka bir yere, bu dünyanın altında bir yere uğurlanıyor, oyunun dışında kalıyorsunuz. 

"serin, loş, umursamaz bir evdi.Burası içine girdiğiniz an nedensiz bir biçimde kendinizi oraya aitmiş gibi hissettiğiniz evlerdendi. 

Hayatım boyunca kiminle tanışsam bir an gelir onun çocukluğunu düşünürüm. Birine çok kızdığım zaman, nefret ettiğim zaman hep bunu düşünürüm. O zaman kimseye kızamam.

Aşk aslında sözcüklere döküldüğü zaman var. Büyük unutulmaz aşkların en önemli özelliği yazılmış olmaları…

Verilen bir öpücük asla kaybolmaz.





5 Haziran 2014 Perşembe

Denizin hikayesi



"…O çok özel bir çocuk.Şimdiden yaşanmışları, birikmişleri ve hayatla görülecek hesapları var. En güzeli de tüm bunlara rağmen beni yanıltarak hem büyümeyi, hem çocuk kalmayı başarıyor."

"Yaranmak insanlık suçu. Kendi insanlığını öldürmek…"

"Artık Matrix'i çözmüş Neo gibiyim,tüm kodları anında görebiliyoruz."

"Son dönemde uydurduğum sadeleşmek kavramı da beni hem oyalıyor, hem eğlendiriyor."

"Her şey siyah ve beyaz olursa belki arada kendi rengimi bulma şansım olur diye tüm fazlalıklardan kurtuluyorum." 

"En güzeli de insan israfından kurtulmam. Kalabalıklarla oyalanan, yüzeysel ilişkilerle çevrelenmiş ve giderek yorucu hale gelen gereksiz telefon sohbetlerinin, yazışmaların, görüşmelerin, hepsinin üstünü birer birer çiziyorum. Beni gerçekten uzaklaştıran, kafamı dağıtan çerezler defolup gidiyor."

"İşin açıkçası ben bu kızdan hiç haz etmedim. Onun da arası benimle limoni idi. Ama sokağın riyakarlığı işte. Hepimiz birbirimizi çok seviyormuş, özlüyormuş gibi davranıp arkamızı döndüğümüz anda silme tuşuna basıyoruz."

"Zaten bitecek olana başlamamak, başlamışsan da hep bitecek gibi yaşamak lazım. Hayat bana ne güzel dersler veriyor."

"Aşkla bilgi ne kadar özdeş.Bilmeyen ile sevmeyenin yükü, bilen ile sevenin omzunda."

"Yaşamanın tadını çıkarmaktan korkana aptal derim."
VE dünyadaki yazıyı buldum böylece.

"Ukalalığım, kendini beğenmişliğim, egom. Benim korunma kalkanım sandığım Bermuda Şeytan Üçgenim. İçinde boğulduğum iğreti dünyam. Gerçekte ise zayıf, korunmasız, saf, küçücükmüşüm.
Başkalarına rol yapabilirsin. Ama benim gibi kendine de rol kesersen bir yerde oyun biter."

"Aşık olduğumda sadece aşkı yaşadım ve diğer her şeyi kaybettim."

"Göğsünde kalbinin attığı hizaya kadar gir dalgaların arasında ve hayatını düşünmeye başla. Deniz sana kim olduğunu anlatacak ve hikayene mutlu son yazmayı öğreneceksin."

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...