16 Şubat 2016 Salı

Dreamer ve Sen

Dreamer der ki; 
"Dünya ve başkaları diye bişey yok.
Hepsi senin içinin yansıması.
İçini yansıtır, ona da dünya dersin."

8 Şubat 2016 Pazartesi

Bir zamanlar her şey mümkündü


Erkek gözünden eskimiş bir ilişkinin, gel gitlerin hikayesi... 

Saçma sapan bir olayla tüm taşlar nasıl sallanıyor,
aslında taşların yeri oturtulması gerçekten isteniyor mu, 
yoksa alışmış kudurmuştan beter mi?

gibi düşüncelere sevkeden bir hikaye... 

20 Kasım 2015 Cuma

Gitme zamanı


Kitabın özeti şu cümlede saklı :
"Gitmen gerektiğinde gidemediklerin, bırakman gereken zamanda bırakamadıkların seni yolculuğundan, kendinden hatta insan olmaktan uzaklaştırır."



5 Ağustos 2015 Çarşamba


"insan nasıl özgür olabilirdi, insanlık köleyken?"

"İstediğin gibi kandırabilirsin kendini, sen ütopik dünyanda bilim ve sanata sığın ama sakın unutma, eğitmediğimiz, hor gördüğümüz herkes bir gün karşımıza çıkacak, üstelik ellerinde silahlarla."

"Yaradan asla şekilci değildir, şekilci olan şeytandır."

"Cihat kelimesi kökünü jihaad kelimesinden alır. Jihaad kelimesiyse gayret etmek, yani ilerlemek için sürekli gayret edip, çabalamak anlamına gelir. Cihat aslında kişinin çabada olması, kendi nefsiyle sürekli bir mücadelede olması demekken bugün anlamı nerelere taşınmıştır."

"Hak için ölenler sayesinde kalkmıştı kölelik, hak için ölenler sayesinde yıkılmıştı saraylar, hak için ölenler sayesinde kabul olmuştu hukuk, hak için ölenler sayesinde susturulmuştu meydanı boş bulan yağmacılar...Hak için ölebilenler sayesinde insan olmayı öğrenmiş, kendi anlamını fark edebilmişti. Yeri geldiğinde hak için ölebilmek gerekirdi, her hakiki insan gibi ama asla hak için öldürmemeliydi."

"Hayatın sana ne anlatmak istediğini anlayana kadar buradasın, acıdasın, gerekirse ölür ve yine doğarsın. Acıyı yenip anlayışa çevirene kadar buradasın. Öfkeyi dindirip, nefreti ezip hayatını hedefe dönüştürene kadar yoldasın. Duyguları üzülmek için değil anlamak için yaşadığını fark edene kadar daha çok doğacak ve öleceksin."

"Devrimi de evrimi de besleyen tek şeydi sanat."
Sanat konuşmalı, sanat izlemeli, sanat okumalı, sanatı takip etmeli, sanatla beslenmeliydi."

"Kendi içimizdeki duyguları mı tanıyabiliyorduk diğerlerinde?"

"Birbirlerinin dengilerdi, bu yüzden de birlikte dengedelerdi."

"Eski bir inanışa göre , kişi dünyadaki yolculuğunu tamamladığında cennet ve cehennem arasında kendini bir ayna karşısında bulurmuş. Bu ayna o kişinin dünyada geçirdiği süre boyunca her konuda olabileceği, ulaşabileceği o en iyi versiyonuyla, olmayı seçtiği versiyonu arasındaki farkı öyle netlikle görürmüş ki aynada, olabilecekken olmadığı şeylerin yani doldurmadı potansiyelinin pişmanlığı içine işlermiş. İşte o pişmanlık ruhun cehennemiymiş..."

"Uzun yıllar gibi geçen yaşam aslında sadece test edildiğimiz kısacık bir andı."

"Bizi gömdüler, ama tohum olduğumuzu bilmiyorlardı...."

7 Mayıs 2015 Perşembe

Kafamda bir tuhaflık


Mevlut amcasının oğlunun nikahında gördüğü kıza aşık olur, 4 yıl boyunca ona aşk mektupları yazar. Sonuçta kızı kaçırmaya karar verir. Kaçarlar. Koşarlar, koşarlar... Tam biraz mola verirler, Mevlut bi bakar ki aşık olduğu kız o değil, isim doğru fekat, kızın ortanca ablası kaçırdığı... Amcaoğlu'nun yanlış yönlendirmesi de vardır işin içinde, çok güzel olmayan ortancayı ittirmeye çalışan kızın babasının da... Ama Mevlut susar... Yanlışlıkla da olsa yazıştığı kızla hayatını birleştirir. Bozacı Mevlut 'ün hikayesi, istanbul'la, taşrayla ve o günün sosyal olaylarıyla harmanlanmış.

.....

"Bu alemde en çok Rahiya'yı sevmişti o."

20 Nisan 2015 Pazartesi

Çİ



"Dini yüreğinde yaşayanlar Yaradan'ın yolunda sessizce var olurken, dini aklında yaşayanlar diğerlerinin üstündeki oluşturdukları egemenlikle kitleleri yönetmek için varlardı. "

"Güç birinden üstün gelmek ya da istediğinde birinin canını almak değil, biri senin canını aldığında bile kötüleşmemek, onun düştüğü tuzağa düşüp canavara dönüşmemektir. Sana vurana el kaldırmamak, sana vurana el kaldırmaktan çok daha zordur. Asıl doğruda durmak güç ister."

"İnsan ancak kendini kandırdığında huzur bulan bir organizmaydı."

"Dünyadaki her bireyin kendi haklarına sahip çıkacak ama aynı zamanda diğerlerinin haklarına da saygı duyacak seviyede gelişmiş olması, yani polise ve orduya ihtiyaç olmayacak bir dünyada yaşayabiliyor olmamız şartıyla farklı bir düzen kurulabilir. Hayalperestlerin en büyük fantazisidir bu. Sanki herkes eğitilebilirmiş gibi habire köy enstitüleri, halk evleri adı altında sokak sokak gezenler var bu ülkede, sokak zavallıları bunlar.

"Eğitmediğimiz, hor gördüğümüz, yardım etmediğimiz herkesi bir gün karşımızda göreceğiz...Üstelik ellerinde silahlarla..."
Sanayi devrimi öncesini düşündü Özge, o zamanlarda usta-çırak ilişkisiyle yapılanmış, yemeğini topraktan çıkaran, yeteneklerine göre sınıflandırılan bir organizmaydı insan. İnsanı kalıplara sokmak değil içindekini mükemmelleştirmekti aslolan. Bu yüzden, 1900'lere kadar insan gelişimi hep yukarı doğru yol alabilmişti ama sanayi devrimiyle birlikte uygulanmaya başlayan milli eğitim,  bireyin kendini keşfine savaş açarcasına sanayiye köle yetiştiren bir şekil almıştı."

"Hayat sadece bir an.Ya efendisi olursun, ya kölesi."

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...