
' ....Fazla mesailerin yorgunluğu ve akşamları ayakkabılarını ayağından çıkartmanın verdiği o tatlı rahatlama hissi. Bütün bunların sonunda Helen kendini tükenmiş ama aynı zamanda arınmış hisseder, gözü iki asprin, sıcak bir banyo, hafif bir akşam yemeği ve yatak dışında hiçbir şeyi görmezdi. İş sevgisinin özü buydu. bu sayede evliliğin ve anne olmanın getirdiği baskılara karşı korunuyordu. Sık sık söylediği gibi bu olmasa aklını oynatırdı.'
'... Her seferinde, kadını taksiye bindirip de Merkez İstasyona doğru yürürken evli bir adamın standart hayalini böylesine mükemmel bir biçimde gerçekleştirdiği için kendi kendine yüksek sesle gülme ihtiyacı duyardı. Gürültü, patırtı olmadan her şeyi başkasının adına kayıtlı dağınık bir odada bırakarak yürüyüp gitmek ve on-onyedi trenine yetişmek..."
Bitti-16 Temmuz
Bir kadın, kocasının sırf kendi hırslarına ve çıkarlarına uygun düştüğü için kendini "hayati bir karar" alırken manipule ettiğini anlarsa, bir adam aldattığını itiraf ettiğinde karısının hiç umrunda olmadığını hissederse nerelere varmıştır bir evlilik? İnsanlar neler hisseder? Çok güzel yakalanmış noktalar, tespitler ve hisler var. Final de sürpriz!
Dayanamadım ben sonuna kadar sıkıntı bastı :)
YanıtlaSilBlogunuz yeni galiba, gerçi ben yeni keşfettim ama. Kiataplarınızla sizi takip listeme aldım. Teşekkürler. Yaz Aski da cok guzel. Allah bagislasin. Cok tatlı bir kiz.
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilOkuyabileceğim bir bloğa daha rastlamak mutluluk verici. :)
YanıtlaSilBen kitabını okumadım ama filmini izledim. Bence tek kelimeyle şahane bir filmdi! Tokat yemiş gibi bir hissiyat uyandırdı bende.
YanıtlaSilfilmini hiç beğenmemiştim, kitabı farklı mıdır acaba? kitaptan uyarlanan filmlerin kitapları her zaman daha iyi oluyor
YanıtlaSil