24 Eylül 2009 Perşembe

Maraz

Aslı, çok sevdiği bir çocukluk arkadaşı ve ilk sevgilisi olan Cenk'in cenazesine gider bir gün... Cenk trafik kazasında ölmüştür. O gün hayatının değiştiği gündür. Eve per perişan gelir. Kocası Roma'da iş gezisindedir. Telefon açıp, teselli etmek ister Aslı'yı... Hatta son derece ince düşünceli bir şekilde çok kötü olmalısın, keşke annende kalsaydın der. Vedalaşırlar... Ama telefonu tam olarak kapatmayı unutur bir şekilde... Aslı neler duymuştur? Hangi sonların başlangıcı olmuştur? Her şey bundan sonra başlar.

İncecik bir kitap, günübirlik okunacak belki ama... İçinde çok güzel cümleler buldum hayata dair...

12 Ağustos 2009 Çarşamba

ÖLÜMSÜZLÜK

"Hanımefendi altmışında, altmış beşinde vardı.
.....Ama artık güzel olmadığını biliyor olması gereken kadın bir an için bunu unutmuştu.Bizler hepimiz benliğimizin bazı bölümleriyle zamanın ötesinde yaşarız.Çoğu zaman yaşsız olduğumuzdan belki de ancak bazı olağanüstü anlarda yaşımızın farkına varırız.Ne olursa olsun,kadın dönüp yüzme öğretmenine gülümser ve el sallarken yaşını falan unutmuştu...."

"Nefret ettiğinle de aranda sıkı bir bağ oluşur..."

(güzel bir bölüm-güzel bir laf)
Paul, bir radyo istasyonunda hukukla ilgili bir program yapmaktadır. Radyonun danışmanlığını yapan image maker'lar, programın sıkıcı olduğunu ve kaldırılması gerektiğini düşünürler. Bundan habersiz olan Paul, radyonun yöneticisine atıp tutar, image makerların nasıl da iyi olduklarını, artık onların fikirlerine değer vermek gerektiğini söyler durur. Radyonun yöneticisi de ona şu lafı eder: Kendi mezar kazıcılarının en parlak taraftarısın! Çok anlamlı değil mi?

29 Temmuz 2009 Çarşamba

Pasaklı Tanrıça

Ne kadar hafif görünüyor değil mi? Zaten kategori olarak öyle.
Amma velakin özünde alınacak dersler var.
İşkolik genç bir avukat kadın... Ömrünü şirketin ortağı olabilmeye adamış, tek ideali o. Hatta tüm hayatı o. Gece gündüz çalışıyor.
Bir gün geliyor. Bir hata yapıyor. Normalde hiç yapmayacağı bir hata. Küçük bir unutkanlık. Ve o her şeyi olan iş tuzla buz oluyor. Elinde ne kalıyor? Ya da yeni dünyası neler vaat ediyor, göreceğiz.
"Hayatının hatasını yapmak diye bir şey yok. Hayat zaten gayet esnek bir şey."

16 Temmuz 2009 Perşembe

Çalışmanın mutluluğu ve sıkıntısı

1 numaralı hayranıyım kendisinin. Sayın Alain de Botton :) Tüm kitaplarını okudum bu blogdan önce, beni hiç hayalkırıklığına uğratmadı. Yine uğratmayacak eminim, fikirlerimi okudukça ekleyeceğim. Lakin şimdiden söyleyeyim modern çalışma hayatının geçmişte kölelere reva görülen sistemden çok da farklı olmadığından bahsediliyor sanırım kitapta, ve o modern işyerlerini gezerken, bizi çalışma yaşamlarımız hakkında düşünmeye sevkediyor arka kapakta söylendiğine göre...


"...sarı yüzgeçli ton balıklarından bir sürü, doğudan yaklaşıyor. Bu talihsiz yaratıkların yüzme keseleri olmadığından hiç durmadan ilerlemekten başka seçenekleri yoktur, duramaz ve akıntılarda dinlenemezler. Yoksa okyanusun dibine çöküp ölürler ve bu durum onları, harcadıkları sürekli çabadan ötürü insanlar için daha çekici kılmaktan başka bir işe yaramaz, çünkü etlerinin daha kaslı ve dolayısıyla da benzersiz bir şekilde lezzetli olmasının nedeni, kuyruklarının yaşam boyunca hep iki yana hareket etmesidir."

29 Haziran 2009 Pazartesi

Hayallerin Peşinde

"Frank ve April Wheeler adlı evli çiftin sıkıntılı ve boş hayatlarından çıkış yolu bulma çabaları anlatılıyor. Wheeler'lar mutluluğu yakalamak için hayatlarında bir değişiklik yapmaya karar verirler, ancak altmışların Amerikası'nın acımasız ve yoz ortamında bir rüyanın peşine takılmanın bedeli ağırdır."

' ....Fazla mesailerin yorgunluğu ve akşamları ayakkabılarını ayağından çıkartmanın verdiği o tatlı rahatlama hissi. Bütün bunların sonunda Helen kendini tükenmiş ama aynı zamanda arınmış hisseder, gözü iki asprin, sıcak bir banyo, hafif bir akşam yemeği ve yatak dışında hiçbir şeyi görmezdi. İş sevgisinin özü buydu. bu sayede evliliğin ve anne olmanın getirdiği baskılara karşı korunuyordu. Sık sık söylediği gibi bu olmasa aklını oynatırdı.'

'... Her seferinde, kadını taksiye bindirip de Merkez İstasyona doğru yürürken evli bir adamın standart hayalini böylesine mükemmel bir biçimde gerçekleştirdiği için kendi kendine yüksek sesle gülme ihtiyacı duyardı. Gürültü, patırtı olmadan her şeyi başkasının adına kayıtlı dağınık bir odada bırakarak yürüyüp gitmek ve on-onyedi trenine yetişmek..."

Bitti-16 Temmuz

Bir kadın, kocasının sırf kendi hırslarına ve çıkarlarına uygun düştüğü için kendini "hayati bir karar" alırken manipule ettiğini anlarsa, bir adam aldattığını itiraf ettiğinde karısının hiç umrunda olmadığını hissederse nerelere varmıştır bir evlilik? İnsanlar neler hisseder? Çok güzel yakalanmış noktalar, tespitler ve hisler var. Final de sürpriz!

26 Haziran 2009 Cuma

Kitap kurtlarına
















Kitap kurtlarına iki güzel tasarım... Biri tuvalette kitap okuma hastalığı olanlara kitap
konulabilecek çöp kovası, diğeri sayfanın aralarına konacak gece kimseyi rahatsız etmeden okuma olanağı veren ışık...
Kaynak: kancept.com


11 Haziran 2009 Perşembe

Alışverişkolik ve bebeği

"...Bebeği için her şey kusursuz olmak zorunda: Tasarımcı elinden çıkma bebek odasından tutun da, en son model, en havalı bebek arabasına ve ünlülerin gözdesi, mutlaka gidilmesi gereken kadın doğumcuya kadar.

Fakat ünlülerin kadın doğumcusu, Luke’un, feci gösterişli ve zeka küpü eski sevgilisi çıkınca Becky’nin dünyası başına yıkılıyor. Artık iki kişilik alışveriş yapıyor ama o da ne? Yoksa kocasıyla arasına bir üçüncü şahıs mı giriyor, ne?"


Dün gece başladım. Hamilelik günlerim geldi aklıma, Becky'nin ultrasona girdiği an, bebeğin iki elini de gördüğünde kendini tutamayıp ağlayışı, her şeyin en iyisini istemesi... Hep yaşanan şeyler. Biraz hafif ama tam uykudan öncelik bir kitap...

Bİtirdim (29 Haziran ) Hamile bir kadının tüm duygusallığı ve şüpheciliğiyle aldatılıp aldatılmadığı arasında gidip gelmesi... Alışverişkolik olarak takip ettiği bir yığın tasarımcı ismi... Ve yine bir alışverişkolik olarak yaptığı komiklikler... Mesela bebek için aldığı Dior tulumlar, ya da modeli ve işlevi farklı olan bebek arabaları arasında seçim yapamayıp 5 tane araba almaya kalkması... Ya da Vogue için yapılacak zevkli anneler fotoğraf çekimi için, daha satın almamış olduğu bir evi kullanması...
Plajda ne okusam diyorsanız işte keyifli bir alternatif.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...