kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ağustos 2015 Çarşamba

Pİ


"insan nasıl özgür olabilirdi, insanlık köleyken?"

"İstediğin gibi kandırabilirsin kendini, sen ütopik dünyanda bilim ve sanata sığın ama sakın unutma, eğitmediğimiz, hor gördüğümüz herkes bir gün karşımıza çıkacak, üstelik ellerinde silahlarla."

"Yaradan asla şekilci değildir, şekilci olan şeytandır."

"Cihat kelimesi kökünü jihaad kelimesinden alır. Jihaad kelimesiyse gayret etmek, yani ilerlemek için sürekli gayret edip, çabalamak anlamına gelir. Cihat aslında kişinin çabada olması, kendi nefsiyle sürekli bir mücadelede olması demekken bugün anlamı nerelere taşınmıştır."

"Hak için ölenler sayesinde kalkmıştı kölelik, hak için ölenler sayesinde yıkılmıştı saraylar, hak için ölenler sayesinde kabul olmuştu hukuk, hak için ölenler sayesinde susturulmuştu meydanı boş bulan yağmacılar...Hak için ölebilenler sayesinde insan olmayı öğrenmiş, kendi anlamını fark edebilmişti. Yeri geldiğinde hak için ölebilmek gerekirdi, her hakiki insan gibi ama asla hak için öldürmemeliydi."

"Hayatın sana ne anlatmak istediğini anlayana kadar buradasın, acıdasın, gerekirse ölür ve yine doğarsın. Acıyı yenip anlayışa çevirene kadar buradasın. Öfkeyi dindirip, nefreti ezip hayatını hedefe dönüştürene kadar yoldasın. Duyguları üzülmek için değil anlamak için yaşadığını fark edene kadar daha çok doğacak ve öleceksin."

"Devrimi de evrimi de besleyen tek şeydi sanat."
Sanat konuşmalı, sanat izlemeli, sanat okumalı, sanatı takip etmeli, sanatla beslenmeliydi."

"Kendi içimizdeki duyguları mı tanıyabiliyorduk diğerlerinde?"

"Birbirlerinin dengilerdi, bu yüzden de birlikte dengedelerdi."

"Eski bir inanışa göre , kişi dünyadaki yolculuğunu tamamladığında cennet ve cehennem arasında kendini bir ayna karşısında bulurmuş. Bu ayna o kişinin dünyada geçirdiği süre boyunca her konuda olabileceği, ulaşabileceği o en iyi versiyonuyla, olmayı seçtiği versiyonu arasındaki farkı öyle netlikle görürmüş ki aynada, olabilecekken olmadığı şeylerin yani doldurmadı potansiyelinin pişmanlığı içine işlermiş. İşte o pişmanlık ruhun cehennemiymiş..."

"Uzun yıllar gibi geçen yaşam aslında sadece test edildiğimiz kısacık bir andı."

"Bizi gömdüler, ama tohum olduğumuzu bilmiyorlardı...."

18 Mart 2015 Çarşamba

Fİ


"Bir gün bir Tanrı, gezegenin en yüksek dağında oturmuş düşünüyormuş. Aklı elindeki tohumlardaymış. 'Benim potansiyellerimin tohumu... İçimde o kadar olasılıklıyım ki, her bir ihtimalimi bu tohumların her birine yükledim, olgunlaştıklarında onlara bakarak kendimi deneyimleyeceğim. Onları bir seraya koyacağım ve merakla besleyeceğim."

"Bırak ben derslerimi kendim alayım, bana dost ol, öğretmen değil."

"Dış dünyaya verdiğimiz her tepkimiz pozitif ya da negatif olsun, bilinçaltımızdan geliyor. Bilinçaltımızsa hiç hatırlamasak da hayatın ilk yıllarında edindiğimiz deneyimlerden oluşuyor. Aslında hepimizin içinde bir hayvan var. Korktuğu zaman bizi yönlendiren, kontrol edilmezse çok tehlikeli olabilen ama özünde bize güç veren ve bilinçaltımıza sahip bir hayvan bu." Bunun kocaman bir fil olduğunu düşünelim. Güçlü, dev, asla unutmayan, hatta kinci... Bu filin tek amacıysa hayatta kalmak. Hayatta kalma dürtümüz bu filden geliyor. Peki hayatımızın geri kalan yıllarında analizi, karşımıza çıkan opsiyonlar üzerinde hangisinin bizim için daha tatmin edici olduğunu seçebilmek. Hepsi bilincimiz tarafından rasyonel bir düşünceyle şekillendiriliyor. Bilincimizin bu dev fili yöneten minik bir insan olduğunu düşünelim. Fil gücünde bilinçaltımız ve insan zekasında bilincimiz... Biz buyuz. Peki sizce bir insan güç kullanarak üzerinde oturduğu bu fili yönetebilir mi? Tabi ki hayır. Aynı bilincimizin bilinçaltımızı baskılasa da yönetemeyeceği gibi. Tehlike hissettiğinde kapanan ya da vahşileşen ama her zaman güvende hissettiği yere koşan bu fil,sırtında oturan insana güvenmeli ki, birlikte hareket edebilsinler. Çatışma içindeyseler  mesela fil yani bilinçaltı büyüme çağında birtakım travmalar yaşamışsa ve tepesindeki insan yani bilinç filin travmalarını görmezden gelip onu sadece götürmeye çalıştığı yere sürüklemek için tepesinde tepiniyorsa, işte o zaman yaralı bir filin üstünde şımarıkça emirler veren bir karakter çıkar ortaya."


"Hz. Muhammed'in dediği gibi, kendi idrakı içindeki hayvanı kontrol edebilen insan, kocaman filin gücüne sahip ehlileşmiş bir zekadır." 

"Maalesef fili eğitmek yerine öldüren insanlarız biz, kendi gücümüzü hadım ederek idrakımızı da eziyoruz. İdraksız bir güç ya da güçsüz bir idrak... Daha kötüsü olabilir mi?"

"Herkesin bir işlevi var."

"Aslolan tek şey deneyim. Yaşadığın şeyin seni nereye götürdüğü yaşadığın şeye verdiğin tepkiye göre değişiyor. Gitmek istediğimiz yerden bizi uzaklaştıracak tepkiler verip, sonra da adaletsizliğe sığınmak tam insana göre."

"Dünya aslında tam olması gerektiği dizayn edilmiş, biz salaklar onu sürekli değiştirmeye çalışıyoruz. " 

13 Ocak 2014 Pazartesi



Tanrı ve Şeytan 7 gün süren bir mücadeleye girerler.
Daha doğrusu, birilerini görevlendirirler bunun için.
Kim galip gelirse, bundan sonra o dünyada hakim olacaktır. 
Ama hesap öyle olmaz.

Her şey bambaşka gelişir…


"Yedi gün boyunca, en iyi ajanımız olarak kabul ettiğimiz kişiyi insanların arasına göndereceğiz. 
İnsanlığı daha fazla iyiliğe ya da kötülüğe yönlendirmeyi başarabilen kendi tarafına zafer getirecektir." 

"El yazmasını, Tanrı ve Şeytan kendi elleriyle imzalamışlardı."

"İnanılmaz biçimde iyi bir şey yapmanız gerekseydi, dünyanın akışını değiştirecek bir şey, ne yapmayı seçerdiniz?"
Dünyada açlığı ortadan kaldırırım derdim, bütün hastalıkların kökünü kazırdım, kim olursa olsun kimsenin bir çocuğun haysiyetine zarar vermesine izin vermezdim. 
Tüm dinleri barıştırırdım, yeryüzüne büyük bir hoşgörü tohumu serperdim, tüm yoksullukları da ortadan kaldırırdım sanıyorum. Evet, tüm bunları yapardım. Eğer ben Tanrı olsaydım…"

"Peki O'nun bunu niçin yapmadığını hiç kendinize sordunuz mu?"

İyilik sonsuz sayıda ufak tefek özen ve ihtimam dan oluşur. Bunlar uç uca eklendiğinde sonunda belki de bir gün dünyayı değiştirecektir. Rastgele birilerine sor bakalım, insanlığın gidişatını iyiye döndürmüş beş kişi saysınlar sana. Bilmiyorum örneğin ilk demokrat, antibiyotiği keşfeden ya da barışı sağlayan biri… Ne kadar tuhaf gelse de, pek az insan onların adını söyleyebilir, ama hiç tereddütsüz beş diktatör adı sayabilirler."

"Pekiyi iyilik yapmak için en iyiyi gerçekleştirmek için ne yapardınız?"
"Yanımdaki herkese bütün olasılıklara dair ümit verirdim. Biraz önce harika bir şey keşfettin, farkına bile varmadan…" 
"Benim durduğum kemerin önünden geçerken bana gülümsedin. Ardından, sık sık buraya yemek yemeye gelen o dedektif arabayla geçti, Suratından hiç eksik etmediği somurtkan haliyle bana baktı. Bakışlarımız karşılaştı. Ben ona senin gülümsemeni aktardım. sonra da onu ayrılırken gördüm.  Dudaklarında senin gülümsemen vardı. O halde, birazcık ümitle o da göreceği kadın ya da erkeğe bu gülümsemeyi iletecek. Ne yaptığını anlayabiliyor musun? Kötü olma ihtimaline karşı bir tür aşı buldun sen. Herkes böyle yapsa, günde yalnız bir kez, sadece gülümsese, yeryüzünde dolaşacak mutluluğun bulaşıcılığını hayal edebiliyor musun? İşte o zaman bahsi kazanmış olursun."

"küçük pislikböceğinin üzüntülü olduğu hiç görülmez, buradadır ve bir sabah yok olur, nasıl olduğu anlaşılmaz." 

"Kelebeğin kanat çırpışı teorisi buna denir. Asya'da kanat çırpan bir kelebeğin havanın yerini değiştirdiği, bunun da yankılana yankılana, Florida sahillerini talan eden bir siklon halini alabileceği varsayılır."

"Aşk bir umut parçasıdır, dünyanın sürekli olarak yenilenmesidir, vaat edilmiş toprağa götüren yoldur. İnsanlığın zekayı yaratması için farklılığı yarattım. Homojen bir dünya korkunç sıkıcı olurdu. Hem ölüm, sevmeyi ve sevilmeyi bilen erkek ya da kadın için yaşamın bir anıdır yalnızca." 

"ilk izlenimin iyi olması için asla ikinci şansı olamaz insanın!"

"Gün boyu iyi niye vaaz ediyorsunuz, ama edimden yoksun kalırsa içilen antlar bir işe yaramaz. Beni yargılama, benzerinizim, diğer yarınızım." 

"Berlin Duvarı'nın yıkıldığı gün, erkekler ve kadınlar sokaklarının birbirine benzediğini keşfettiler. Her iki tarafta da , sokaklar evlerle çevriliydi, yollarda arabalar dolaşıyordu, gecelerini sokak lambaları aydınlatıyordu. Mutluluklar ve mutsuzluklar aynı değildi, ama Batı'nın çocukları da Doğununkiler gibi fark ettiler ki, karşıt olan şey kendilerine anlatılmış olana benzemiyordu."

"Seni tanımadan önce yeryüzündeki gerçek mutluluğun yalnızca kitaplarda olduğuna inanıyordum, ama bir gün sen bana, en kötümüzün bile daima bir yerlerde saklı kanatları olduğunu söyledin, onu mahkum etmek yerine bu kanatları açmasına yardım etmeli dedin." 

"Mutluluğu ıskalama, insan mutluluğun altından geçmelidir."

"İmkansızlıkların arasında daima gizli bir isyancı bulunur."

"Senin tek bir anın tüm sonsuzluğa değer." 

"Tamamen kusursuz ya da tamamen kusurlu bir dünya olsaydı sıkılırdık, unutalım bunu!" 

27 Ağustos 2013 Salı

Kardeşimin Hikayesi

Egosu ve duyguları olmayan bir adamın hikayesi...


"İnsanın biyolojik fonksiyonlarına aşırı bir anlam yükleme çabası içindeyiz. Çünkü hiçlik zor geliyor."

"Tanrıların çobana verdiği ceza kaderini bilmekti. Gerçekten neler yaşayacağını, yarın ne olacağını bilmek! Bundan daha korkunç bir ceza yoktur dünyada."

"Unutmak. Eğer unutmak diye bir şey olmasaydı, yaşam da olmazdı. İnsan unutmadan asla hayatını sürdüremez."

"Duygularla ve egoyla çarpılmamış, serinkanlı duru bir gözlem alışkanlığı var. Birçok insan bunu yapamaz çünkü aşırı derecede kendi duygularıyla ve egosuyla meşguldür. Başkalarıyla ilgilenemez."

"Sokrates'e sokakta biri hakaret etmiş, bir de tekme atmış. Sokrates hiç aldırmadan yürüyüp gitmiş. Durumu görenler niye bir tepki vermediğini sormuşlar. O da bir eşek beni ısırsa onu dava mı etmeliyim sizce?" demiş.

"Bu aşka ilahi diyemem korkarım, insani diyemem utanırım." Mevlana

"Kabul et, rahatla! İnsanın en kötü yalanı, kendine karşı olanıdır." 


"Bir adam kaplanın sırtına binmiş, bir türlü inemiyormuş. Çünkü sırtından indiği zaman hayvanın kendisini yiyeceğinden korkuyormuş. Ama bir insan ömrünün sonuna kadar kaplanın sırtında oturamaz ki. Artık kaplandan inmen, her şeyle özellikle de geçmişinle yüzleşmen gerekiyor."

"Bilen insan, bilmiyormuş gibi yaşayamaz."

"Çoğu insanın ruhu gövdesinden önce çürür, nedense bundan kimse korkmaz."


Gerçekten yaşıyor musun?


"Her birey kendi değersizlik hissinin sevgi açlığının yansımalarını farklı veriyor. Kimi kıskanç, kimi küstah, kimi zalim, kimi öfkeli, kimi...Başka türlüsünü bilmiyorlar. Çocuklar bile ebeveynlerini üzecek davranışları yaparken aslında açlıklarını haykırıyorlar. Sen de onlara bekledikleri gibi davranırsan öğrenilmiş çaresizlikleri daha da güçleniyor."

"Çocuklar hayatımızın yükü değiller. Bizim kendimizi ifade edeceğimiz yarış atları da değiller."


Timsahların sarı gözleri


... Alımlı, güzel kadın iyi giden evliliğinin sarsıldığını hissediyordu. 
Hayatta evlilikten başka da bişey başarmamıştı.
Bir kitap yazdığını söyledi etrafına.
Ama yazmıyordu aslında.
Nasıl çıkacaktı işin içinden?
Aklına 12. yüzyıl uzmanı olan kızkardeşi geldi...
Onun da paraya ihtiyacı vardı.
Kendisininse üne...


Altını çizdiklerim...
" Bu bugün olduysa, olması gerektiği içindir."

"...en büyük korkunu söyle bana, seni felç edeni, büyümeni engelleyeni, muhteşem Jo olmanı engellleyeni..."

"Bu korkuyu tüm diğerlerinin kökenindeki korkuyu, saptadığın zaman artık hiçbir şeyden korkmayacaksın ve sonunda kendin olacaksın." 


"Büroya ruh halini taşımak patronun lüksüdür, çalışanların değil."

"Yalnızca kendini bulan insan, kendiyle, iç hakikatiyle örtüşen insan özgürdür."

"Mutluluk küçük şeylerden ibaret. Daima büyük harfli beklenir, ama bize cılız bacakları üzerinde gelir, biz farkına varmadan da burnumuzun dibinden geçip, gidebilir."

"İnsanlar önemli olanın çocuklarına ayırdıkları zamanın kalitesi olduğuna inanıyor, ama miktar da önemli, çünkü bir çocuk sipariş üzerine konuşmaz. Kimi zaman, bütün bir günü onunla geçirirsin ve akşam araada eve dönerken aniden teslim olur ve bir sır verir, içini açar, bir kaygısını söyler. O zaman dersin ki evet bu anı beklemiştim."

"Öfke iyi bir besindir ve beyaz kağıdı binlerce harfle karartır."

"Kat ettiğimiz yolu hep en son fark ederiz."




4 Nisan 2013 Perşembe

TONGUE FU ( Sözlü Dövüş Sanatı)





"Gönüllüler olmaksızın kurbanlar da olmaz." 

Anonim

"Başkalarının yanlışlarından öğrenmeliyiz. Hepsini kendimiz yapacak kadar çok zamanımız yok." 
Groucho Marx

" Zayıflar hiçbir zaman affedemez. Affedebilmek güçlülere özgüdür." Mahatma Gandi

" Haklı olabiliriz, ya da mutlu olabiliriz." 

"İnsanların yanlış yanlarını tartışmak bunları derinleştirmekten başka bir işe yaramaz."
Tongue Fu düşüncesi

"Bana değil benimle konuştuğun için teşekkür ederim."

"İçine fikir yürüterek girmedikleri bir durumdan insanları fikir yürüterek çıkartamazsınız."
Jonathan Swift

"Dertleri insanların ihtiyacı köşeye sıkıştırılmak değil, hislerine kulak verilmesidir."

"Lisanı geliştirmiş olmamızın nedeni, bence içimizin en derinlerinde yatan şikayet etme ihtiyacımızdır."

Jane Wagner ve Lily Tomlin


"Açıklama yapmaktan daha büyük bir zaman israfı olamaz." Benjamin Disraeli

"Başkalarının yaşamına ışık kattığında bu ışık size de yansır."

"Gerekçe üretme, düzelt!" Frank Hubbard 

"Her kanıtın iki yanı olduğunu düşünmeyen birisi, muhtemelen bunlardan birine takılıp kalmıştır.* Tongue FU

"Tartışmacıların fikirleriyle birbirlerini ikna etmeyi başardığı bir münakaşaya daha hiç tanık olmadım."
Thomas Jefferson

" İncelik düşman yaratmadan sözünü söyleyebilme sanatıdır." Anonim

" Gerçek konuşma sanatı sadece doğru şeyi doğru yerde söylemek değil, aynı zamanda yanlış şeyi dilin ucuna geldiği anda söylenmemiş bırakmaktır.* Dorothy Nevill

"Öfkeliyken konuşun, bütün zamanlar için pişman olacağınız en iyi konuşmayı yapmış olursunuz." 

" Sözcükleri ağzınızdayken yutmak onları daha sonra yemekten daha iyidir." Franklin Roosevelt

" Dönüp size vurma olasılığı varsa sözünüzü kendinize saklayın."

"Suskunluk hiçbir zaman ihanet etmeyen gerçek bir dosttur." Konfüçyüs

"İncelik aslında bir tür akıl okumadır."Sarah Orne Jewett

"Yıkıcı ama sözcüğünün yerine yapıcı "ve" sözcüğünü kullanmaya başlayın."

"Birinci sınıf bir ilişkinin göstergesi tarafların hasım haline gelmeden karşıt görüşleri savunabilme yeteneğine sahip olmasıdır."

"Her deneyim ruh için bir eğitimdir."

"İnsanlar bir şeyi ya mecbur oldukları ya da istedikleri için yaparlar."

"Şeyleri olduğu gibi görmeyiz, kendi olduğumuz gibi görürüz."

"Bilgelik sanatı neyi görmezden gelmek gerektiğini bilme sanatıdır." William James

"Nasıl bir insan olduğumuzu, görmezden gelmeyi tercih ettiğimiz şeyler kadar çok belirleyen başka bir şey yoktur."


"Öfke çoğu zaman ilgi için atılan bir çığlıktır."
Tongue Fu

"Kabalık zayıf adamın güçlü taklidi yapmasıdır" Eric Hoffer

"Hayatta öğrenmesi en zor şey, hangi köprüden geçmek, hangi köprüyü yakmak gerektiğine karar verebilmektir." David Russel


"Hissediyormuş gibi yapmak rol yapıyormuş gibi hissetmekten daha kolaydır." William James

"Dinlemiyorsanız öğrenemezsiniz." Lyndon Baines Johnnson

"Tartışma bilgi değiş tokuşu, münakaşa ise duygu değiş tokuşudur." 


Tavan arasındaki Buda
























İkinci Dünya Savaşı öncesi Amerika'daki Japonlarla evlendirilmek üzere ülkelerinden yola çıkan bir grup kadın... Daha iyi yaşam koşulları aradılar ama neler buldular? Üstelik de ikinci dünya savaşının patlamasının ardından, yeni yeni alıştıkları yeni vatanlarına veda etmek zorunda kaldılar.
Japon kültürünü, farklı hayatları tanımak için çok hoş bir kitap, güzel bir anlatım.
Alıntılar: 

"Bir kız içinde bulunduğu odayla bütünleşmeli :Varmış gibi görünmeden varlığını sürdürmeli." 

"Çünkü onunla olmak, yaşadığını ilk defa hissetmek gibiydi. Tek fark bunun yaşadığını ilk defa hissetmekten de güzel olmasıydı."

"Amerikalılardan daha vahşi bir kabile var mıdır?"

"Dünya malına fazla bağlanma!"


20 Kasım 2012 Salı

Kalbimi kıran 5 adam

"Yazma kurslarında en kötü aşağılanma "Burada hiç kan yok"tu. Bu yeterince derine inmemişsin, sahte değil ama çok yüzeysel demekti. "

"Eski sevgililerin birbirini bir kez görmesi tekrar görüşmek demekti. İkinci kez görmesi ise belayı aramak."

"Kiminle evlendiğin her şeyi değiştiriyor."

"Geriye bakmayın geçmiş sizi öldürebilir."

"Dürüstlüğün sorunu buydu, sonu yoktu. Her zaman daha ileri gitmek istiyordun."

"Annemin mutfağında aileme 46 yıllık mutluluklarının sırrını sordum. Bu bir zar oyunu dedi babam. Şanslıydık."

"Aşkın seni mutlu etmesi gerekmez. Sen kendini mutlu et. Bir eş sana hayat vermez, sahip olduklarını çoğaltır."



LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...